Psikoloji biliminin ilerlemesi, toplumda engelli olarak tabir edilen bireylerin çoğunluğunun aslında, akademik ve sosyal anlamda eğitilebilir niteliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yapılan klinik araştırmaların sonuçları, eğitim psikolojisine kaynak oluşturmuş ve özel eğitimin temelini atmıştır. Özel eğitimin, zaman içinde dünya kamuoyu tarafından ilgi görmesi, verilen eğitimin formal ve kurumsal nitelikte olması ihtiyacını doğurmuştur. Bu kapsamda, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri kurulmuştur. Bu merkezlerde verilen formal ve sistematik eğitimlerle bireylerin; akademiksel, günlük yaşamsal, sosyal, duyuşsal ve devinimsel alanlarda gelişiminin sağlanması, hem kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterliliğe gelmelerine hem de toplum içine başarılı bir şekilde entegre olmaları amaçlanmıştır. Bu sahada elde edilen başarılar sayesinde engelli bireyler daha fazla sosyalleşmişler  ve ekonomik hayatta istihdam olma şansını yakalamışlardır.

Özel eğitimin kapsadığı konulardan biri de zihinsel engelliliktir. En kaba tabirle zihinsel engellilik, bireyin sahip olduğu bilişsel yetenekleri tam manasıyla kullanamamasıdır. Bugün, klinik çalışmaların sonuçlarından, zihinsel engelliliğin şiddetinin farklı seviyelerde olduğunu bilmekteyiz. Eğitim bilimleri bu seviyeleri; hafif düzeyde olan bireyler için eğitilebilir, orta seviyede olan bireyler için öğretilebilir, ağır seviyede olanları ise ne eğitilebilir ne de öğretilebilir olarak tanımlamıştır. Ülkemizdeki rehabilitasyon merkezlerinde daha çok eğitilebilir düzeydeki zihin engelli bireylerin eğitimi ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bu merkezlerde zihin engelli bireylerin; özbakım, akademik, duyuşşal, devinimsel ve sosyal alanlarda kendilerini geliştirebilecekleri etkinliklere ağırlık verilmektedir.

Eğitilebilir zihin engelli çocukların bir takım psikomotor becerilerin kazanmasında, bir hareketin düzgün ve sık tekrarlarla yaptırılmasının önemi vardır. Dikkat dağınıklığı, kısa süreli belliğin sınırlı olması ve uzun süreli belleğe aktarılan bilgilerin işlenmesindeki problemler, akademik becerilerin kazanılmasını olumsuz yönde etkilediği gibi psikomotor becerilerin kazanımını da olumsuz olarak etkilemektedir. Bu yüzden, öğretmenlerin, eğitmenlerin, usta öğreticilerin, velilerin; kısaca bireyin eğitiminde katkısı olan herkesin, çocukların bu kazanımları uzun süreler sonunda edindiklerini unutmamaları, baskıcı olmamaları, sabırla yaklaşmaları ve yapacakları eleştirilerde olumlu bir dil kullanmaları gerekir. Eğitilebilir zihin engelli bir çocuk, spor sayesinde vücudunu tanır ve fiziksel kapasitesinin farkına varır. Mental ve psikomotor becerileri arasındaki koordinasyonu geliştirir. Zihin engelli çocukların fiziksel kapasiteleri ve enerjileri oldukça yüksektir. Bu durum, hırçınlığa, saldırganlığa ve hiperaktiviteye neden olabilmektedir. Fiziksel aktivitelerle fazla enerjiyi üstünden atan çocuklarda rahatlama; olumsuz davranışların tekrarında azalma görülebilir. Spora istekli bireyler doğru yönlendirme ile, büyük kas gruplarının kullanıldığı dayanıklılık gerektiren sporlarla; patlamalı enerji gerektiren sporlarda başarılı olabilirler. Örneğin, down sendromlu çocukların iyi birer yüzücü oldukları, otistik çocukların ise güç ve dayanıklılık gerektiren sporlarda başarılı oldukları bilinmektedir. Spor, uzun uğraşlar gerektiren disiplinler bir bütündür. Sporla uğraşan zihin engelli bir çocuk, sabretmeyi öğrenir. Dikkatini toplamayı ve geliştirmeyi öğrenir. görev bilincine varma, kendisine verilen bir görevi eksiksiz ve vaktinde yerine getirme bilincini kazanır. Kısaca belli bir disiplin içinde hareket etmeyi öğrenir. Zihin engelli çocuk spor sayesinde sosyalleşir. Özellikle takım oyunları içeren sporlarda, zihinde kolektif bir bilinç oluşturma, hoşgörü gösterme, ekip arkadaşına saygı duyma, işbirliği içinde hareket etme, empati kurma gibi becerileri kazanır. Küsme, çabuk kızma, başkalarıyla alay etme gibi, olumsuz davranışları terk ederek daha uyumlu bir birey haline dönüşür. Ayrıca bireyin sporda elde ettiği kişisel başarılar; sevme, sevilme ve ait olma gibi  ihtiyaçlarını tatmin ederken, aynı zamanda özgüveninde artışa neden olur.

Spor, çağdaş eğitim anlayışında tamamlayıcı bir unsur olmasına rağmen, ülkemizdeki eğitim kurumları tarafından değeri  tam olarak anlaşılamamıştır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin bir çoğunluğunda, sportif etkinliklere istenilen düzeyde yer verilmemektedir. Bu nedenle pek çok zihin engelli çocuk, sporun fiziksel, mental ve sosyal gelişime olan katkılarından ve birleştirici özelliğinden mahrum kalmıştır.

* http://www.sometzihinsel.org/  sayfası için yazılmıştır. İzinsiz kullanılamaz.